3 Eylül 2012 Pazartesi

Ejderha Dövmeli Kız - film

Kitabını henüz 2 gün önce bitirip, kitap hakkındaki görüşlerimi de burada paylaşmıştım. Aslında filmini de o gün izleyecektim ama başka aksiliklerden dolayı biraz geç kaldı :)
Tabi ki tabi ki ve tabi ki kitaptan aldığım zevkin yarısını almadım filmden. Kötü bir film mi? Hayır... Sadece sanki kitabı okumasaymışım filmden hiç bi şey anlamazmışım, boşlukta kalırmış herşey gibi hissettim. Uçurtma  Avcısı'nda da aynı şeyleri hissetmiştim.
Kitapla film arasında farklılıklar var, ayrıca kitapta olup da film de olmayan ufak tefek bi sürü kısım var. Filmin içeriğini her ne kadar bilsem de yine de izlerken biraz tırstım. Hangi sahnede tırsacağımı bilmek de  komikti gerçi:)

Lisbeth'den kitapta bi kaç yerde 15 yaşında gösteriyor diye bahsederken filmde gayet 25 yaşında gösteriyordu. Hiç de ufaklık görüntüsü yoktu...Bu biraz rahatsız ediciydi sanki. Başka bi oyuncu bulabileceklerini düşünüyorum.


                                                                                        Filmde dikkatimi çeken şeylerden biri de
Bjurman karakterini canlandıran kişiydi.
Rolünü hiç bilmeden bu kişi kim gözüyle baksam,
her halde bir aile babasıdır diye düşünürüm.
Öyle yumuşak ve sakin geldi yüzü gözüme.
Pek yakıştıramadım yani rolüne...Ayrıca Bjurman ve Lisbeth'in her görüşme sahnesi çok iğrençti.





Hee bi de son olarak , Isabella için hep cadı kadın, huysuz kadın diye bahsederken yine karakteri canlandıran kişinin rolüne uymadığını düşünüyorum. Ah bi Aliye Rona olacaktı ki orada, cadılık neydi gösterecekti :))

Yine yeniden kitap okumanın ve kitap okurken hayal kurmanın nasıl zevkli bir şey olduğunu kendime kanıtlamış oldum.






1 Eylül 2012 Cumartesi

Öykü'den Sanatsal Çalışmalar..


Geçen sene daha Öykü 17 aylıkken Neşe Erberk

Anaokulu'nda anneli oyun grubuna katılmıştık beraber.

Bu sünger baskıları ilk orada görüp çok hoşuma

 gitmişti. Sonrasında real  markette rastlayınca hemen

aldım. Mantığı bizim eskiden yaptığımız patates baskısı

şeklinde. Süngerlerde hazır şekiller var, onları

suluboyayla boyayıp , defterimize bastırıyoruz.

Fotoğraflarda da görüldüğü gibi bunları yaparken bolca eğleniyoruz, genelde bir çok yerimiz boyanıyor ama eğlenmesine değer.. Tabi bu çalışmada hadi kızım sen oyuncaklarınla oyna, benim biraz işim var durumu uygulanamıyor.  Bir anlık boş bırakmam suyun yeri boylamasına sebep olabiliyo:)

Boyama sırasında önce fırçayı yıkıyoruz, sonra boyaya batırıyoruz, sonra tekrar suya batırıp üstündeki boyayı gideriyoruz...Fırçadaki bütün boya gidince de defteri boyuyoruz :)) Sırayı öğretmek biraz zaman aldı Öykü'ye:) "Kızım fırçayı boyaya sürdükten sonra bi daha sokma suya !...."


Ejderha Dövmeli Kız - Stieg Larsson

Okumayı fazlasıyla istediğim Stieg Larsson'un Milennium serisinin ilk kitabı olan Ejderha Dövmeli Kızı bitirdim... Başlayalı çok olmamasına rağmen son 2 gündür Ankara'da olduğum için sadece 50 sayfa okuyabildiğimden sanki uzun süredir elimdeymiş gibi hissettim:((

Kitap başlangıçlarını sevmiyorum ben. Olayı, kişileri anlamak, kitaba hakim olmak ve eğlenmek ya da merak etmek zaman alıyor. Aynı durumu bu kitapta da yaşadım, kişileri ve bağlantıları anlamak biraz uğraştırıcı geldi :) Ama devamında olaya hakim olunca yani yaklaşık 50-60 sayfa sonra çok akıcı bi halde okunup, devamlı merakta bırakacak, okurken şaşırtacak etkili güzel bir kitap olmuş. Şimdi sırada 2.si var. "Ateşle Oynayan Kız." Artık kişiler ve kitap hakkında bilgi sahibi olduğum için daha zevkli geçeceğine eminim.

Ejderha Dövemli Kız'da 2 baş karakter var. biri Mikeal Blomkvist , diğeri Lisbeth Salander.Gazeteci Mikeal Blomkvist ve bir güvenlik şirketinde araştırmacı olarak çalışan Lisbeth Salander... Kitaptan hiç bilgi veresim yok, tadı kaçmasın:) Çünkü tadı bolca çıkarılacak bir kitap.

Yalnız kitapta her an kahve içiyorlar, sabah, akşam, yemekte, yemek öncesi ve sonrası :)) Kahve hastası olmayan benim bile çok canım çekti. Eğer tiryakiyseniz 2'ye katlanabilir kahve içme isteğiniz...

Bu 3'lü seriyi hepsiburada'dan almıştım. Hep aklımda olan kitaplar olduğu için bi kitapçıya gidip de alışveriş yapmama, kitap seçmeme gerek kalmıyor..Bi de malum vakit darlığı her an dışarı çıkmak zor.. Hepsiburadadan alınca en azından kargoyla eve geliyor.. Bi de indirimli oluyor kitaplar bu da yanıma kar kalıyor:))

Bu akşama da alıcam elime kahvemi filmini izliycem. Kitap kadar hoşuma gitmeyeceğini düşünsem de bakalım ne kadar beklentimi gerçekleştirecek görücez...

29 Ağustos 2012 Çarşamba

Kitaplaşalım mı etkinliğine katıldım...

İlk defa kitaplaşalım mı etkinliğine katılıyorum. Ayy çok heyecanlandım:) 18 Eylül'de eşleme yapılacak , bakalım bana kim düşecek? Şimdiden düşünüyorum hediye paketimi :) siz de katılmak isterseniz  etkinliğe buradan ulaşabilisiniz...

Kışlık menemenlerim hazır...

İlk defa geçen yıl başladım menemen yapmaya. Ve tadına doyamadık :)) Kışın özellikle ben okulda olduğumda Ömer için pratik bir kahvaltılık oldu.. Bu sene biraz daha fazla yaptım geçen seneye göre ama vakit bulursam yine bi 3-5 kavanoz daha yapmaya kararlıyım..

Yapımı çok basit. biberleri doğruyoruz (ben köy biberlerini tercih ediyorum), domatesleri küp küp doğruyoruz. Tencereye az yağ , ardından biberleri, azıcık kavrulunca da domatesleri ekliyorum. Domates ve biberler biraz kaynaşınca da kavanozlara dolduruyorum. Önemli noktalardan biri kavanozu Ömer'in sıkması. Bu tür kışlık hazırlıklarda kavanozun ağzının tamamen kapanması çok önemli. Yoksa hava alıp içindeki bozuluyor ... Sıcakken ağzı kapalı kavanozu ters çevirip örtülerle sarmalıyorum.Bi 5 - 6 saat sonra da yerine kaldırıyorum... Kışın yerken hiç bir tad farkı, koku farkı olmuyor... Herkese afiyet olsun...

Not: Küçüklüğümden beri alışkanlıktan olsa gerek melemen derdik... Ve hep aklıma takılırdı bi ara tdk'ya girip bakayım diye. Bu vasıtayla onu da kontrol ettim. Doğrusu menemenmiş :))

İşte ben...

Fotoğrafım
İstanbul, Türkiye
Benden merhaba.. 30 yaşlarında okumayı, gezmeyi, eğlenmeyi seven bir öğretmenim. Bir de 3,5 yaşında hayatımın Öykü'süne sahibim. Blogumda güzel vakit geçirmeniz dileğiyle...