24 Nisan 2013 Çarşamba

Öykü'mün okuldaki 23 Nisan Partisi...

Bugün Öykü'mün okulda 23 Nisan partisi vardı, aman ne eğlenmişler ne eğlenmişler :) Bana da fotoğraflarına bakıp oh ne güzel vakit geçirmişler demek kaldı :)

Fazla söze gerek yok, fotoğraflar anlatıyor eğlenceyi ...

 








Patates kafa Öykü :)

Biz babasıyla oturup muhabbet ederken, Öykü de odasında oyun oynuyordu.

 Sonra karşımıza bu halde çıkıverdi :)


Patates kafasının ağzını ve bıyığını dişlerinin arasına sıkıştırmış, kulaklarını kendi kulağının içine sokmuş . Kafasına da şapkasını kondurmuş :)

21 Nisan 2013 Pazar

Çanakkale Geçilmez...

Çarşamba günü yine öğrencilerimle Çanakkale Şehitliğinde ziyaretteydik. Son 4 yılda 3 kere düzenledim bu geziyi.. Hem gezi kulübündeyim, hem de öğrencilerimin ısrarınlarına dayanamıyorum, onların Çanakkale ruhunu bir nebze de olsa anlamalarını istiyorum. 

Tabi Çanakkale'ye götürülecek öğrencilerin nasıl öğrenciler olduğu çok önemli, yoksa çok mutsuz olabiliyorum. 3 yıl önceki grupta rehberimiz Atatürk'ün saatine kurşunun isabet ettiği yeri anlatırken bir kısım öğrencimiz açılan tezgahlardan fıstık alıyorlardı. Hala düşündükçe tüylerim diken diken oluyor sinirden. 


Belediyenin otobüsleriyle gittiğimiz için gezimiz çok da uzun sürmüyor, çünkü günübirlik oluyor bu geziler. Kısa zamanda ailemle gidip saatlerce oralarda bulunmak istiyorum. Öyküm biraz daha büyüdükten sonra her yıl götürmek istiyorum yavrumu Çanakkale'ye . Geçmişini bilsin ki kendini bilsin...




18 Nisan 2013 Perşembe

Kızımla Eminönü-Taksim

Geçen hafta teyzem hastaneye yatmıştı ameliyat olmak için (gerçi ameliyatı ertelendi ama) , biz de kızımla ve ablamla teyzemi ziyarete gittik Taksim'e. Hastane çıkışında da Eminönü'ne kadar yürüyüp bir balık ekmek yiyelim, bir de deniz havası alalım dedik, düştük yollara.

Önce İstiklal'de yürüdük


Sonra Karaköy'den geçip, Galata Kulesi'ne bir bakış attık. Bu arada Kule'nin tarihi konusunda kızçeye küçük bir bilgilendirme yapmayı da ihmal etmedim tabi :)


Galata Köprüsü'nden geçerken verdik sırtımızı Eminönü'ne...

Son durak... Balıklarımızı yedikten sonra bu pozu da vererek veda ettik Eminönü'ne... 

Eminönü'nden Üsküdar'a geçtik vapurla... Tam vapurdan indik, duraklara yürüyoruz bir bey Öykü'yü çok sevdi ve hemen çıkardı cebinden şeker uzattı, bizimki aldı almasına da adam gidince ben elinden alıp "annecim kusura bakma yediremem başkasının verdiği şeyi sana, aslında almamalıydın , bir daha alma tamam mı ?" dedim, ben öyle dememişim sanki Öykü hanım attı kendini yerlere, ben de sabırlıca susmasını bekledim yanıbaşında, tabi bu arada gelenler geçenler bakıyor halimize. Neyse bu durum tınnn, yani sorun değil de Öykü'nün ağladığını gören simitçinin "Sen neden ağlıyorsun bakayım, aç mısın?" lafına sadece " hee aç , doyuramadım çocuğu" kadar az bir cevap vermiş olmam hala şaşırtıyor beni :)

15 Nisan 2013 Pazartesi

Od - İskender Pala

İskender Pala'nın Yunus Emre hakkında yazdığı ve benim okumakta geç kaldığım bir kitap...


Yunus Emre önce oğlu İbrahim'i , sonra da eşi Sitare'yi çekikgöz denilen Moğolların saldırıları yüzünden kaybediyor. Bir başka saldırıda da oğlu İsmail'i kaçırıyorlar... Bundan sonrasında Yunus Emre'nin oğlu İsmail'i arayışı, dervişliğe başlaması, gönlünden ve dilinden şiirler dökülmesi,  yıllar sonra tekrar oğluyla karşılaşması anlatılıyor.

Her bölüm başında Yunus Emre'nin o güzel şiirlerine de yer verilen bu kitap bence okunması gerekenler arasında... 


3 Nisan 2013 Çarşamba

Öykü'mden Seçmeler 2013...


Öykü televizyonda maxın reklamını görerek..
"Anne bana dondurma alır mısın?"
"Bugün alamam annecim, banyo yaptın, havalar henüz çok sıcak değil."
O sırada reklamın sonundaki dış ses:"Max bir dondurma değil, dondurma klasiği"
Öykü: "Anne bak o bir dondurma değil, dondurma klasiği, alabilirsin bana" (03.04.2013)

Yolda yürürken düşen Öykü: "Anne ben beceriksiz bir insan mıyım?" (02.04.2013)

Otobüste camdan bakarak "Aaaa meteor yağmuru başlayacak şimdi baba" (31.03.2013)

"Annem bana sürpriz yaptığı için seni çok seviyorum baba" (31.03.2013)

Yavru kuşum dediğim Öykü'den yanıt gecikmez : "Efendim anne kuşum..."(27.03.2013)

"Anne ben her zaman senin yanında olucam, söz veriyorum." (17.03.2013)

Eşime "Seni seviyorum" diyorum. O da "ben de seni" diyor... Öykü dudaklarını büzerek yanımıza geliyor..."Baba hani sen benimdin?" (10.02.2013)

- Anne ben senin telefonunla balon oynuycam...
- Kızım benim telefonumda balon oyunu yok ki...
- Anne gör bak nasıl oynuyorum...
Sonraki hamlede ayağa kalkar Öykü, telefonumu havaya atar ve tutamaz. Ben ne bileyim buradaki balonun telefonum olacağını... ( 29.01.2013)

- Öykü'ye bir kaç gündür "bacak kadar boyun var, türlü türlü huyun var" diyorum. O da bugün bana " anne bacak kadar boyun var, benim de uyku tulumum var" diyor :) (27.01.2013)

- Öyküm kitabındaki çiçeklerden güya koparıp bana veriyor. Ben de olmayan çiçeği koklayıp " bunları hep saklıycam annecim" dedim. Öykü : "kimden saklayacaksın anne, babamdan mı?" :)) (23.01.2013)

- Yürü miskin ! (diyor bana, Diego Sid'e diyormuş Buz Devri'nde... 17.01.2013)


- Almış önüne bilim dergisini "Eyvahhhh, anne bunları öğrenmedim çabuk bana öğrettt" (15.01.2013)

- Üstünde yeşil belediye kabanıyla belediye işçisini gören Öykü " Eyvahhhhh, baba aşağıda polis var, seni alacak :))" (9.01.2013)


- Ben Nemo istemiyorum, buz devri izlemek istiyorum.
- O da neymiş?
- Böyleee Sid'i var, Diego'su var ya işte o... (6.01.2013)

-Anne , keşke benim de teleskopum olsaydı... (6.01.2013)

Şeytanı Uyandırma - John Verdon

Bu kitabı okuyalı uzun zaman oldu ama bir türlü yazamadım buraya... Sevgili Nur'un çekilişinden kazandığım 2. kitabımdı. Bir diğeri de Tanrı Daima Tedbil-i Kıyafet Gezer'di. İkisini de okuduktan ve beğendikten sonra dedim ki çok doğru kararlar vermişim :)


Kitabın konusuna gelecek olursak;
Emekli dedektif Dave Gurney evde boş boş vakit doldurmakta ve son olayda aldığı yaraların iyileşmesini beklemektedir. Eski zamanlardan tanıdığı gazeteci arkadaşı Connie'den bir telefon alır. Connie Dave'den yardım isteyerek kızı Kim'in üniversite tezi için "Cinayet Yetimleri" isimli bir çalışma hazırladığını ve Dave'in ona yardımcı olmasını istediğini söyler. Dave isteksiz de olsa bu çalışmayla ilgilenmeye başlar. Cinayet Yetimlerinin konusu cinayetlerle hayatını kaybedenlerin yakınlarının olay sonrası yaşantısını incelemek. Öncelikle 10 yıl öncesi yaşanmış bir seri cinayet davasının kurban yakınlarıyla görüşmeye başlıyor Kim ve olayın içine girdikçe, araştırmalar yaptıkça kendi etrafında da garip şeyler olmaya başlıyor. Gizlice evine girenlerin olduğunu farketse de bunun eski sevgilisi olduğunu düşünüyor.  Ama olaylar beklediği gibi gerçekleşmiyor ve gariplikler can sıkıcı hal almaya başlayınca Dave Kim'e kimin rahatsızlık verdiğini araştırmaya geçiyor...

Devamı kitapta... Yalnız şunu söyleyebilirim, çok heyecanlı, sürükleyici bir kitap. Azıcık da tırstım desem yalan olmaz. Kitabın son 30 sayfasını önce odamda okumaya başlamıştım, sonra korkudan salona eşimin yanına geçip orada tamamladım :)

Bol kitaplı günler. 

Yine yoğun günler...

Hatırlıyorsunuzdur di mi beni? Çok uzun zamandır yazamıyorum. Aslında yazacak çok şey var da üstünden zaman geçiyor, sonra yazmaktan vazgeçiyorum :)  Günlerim yine okul, ev, Öykü arasında geçmekte. Ama 2 haftadır tatlı telaşımız var, dayımın çocukları Vildan ve Sercan hayırlı işlerle meşgul oluyorlar bu günlerde ... Aynı evin 2 çocuğu art arda isteme, nişan telaşında...
Bize de onlara öncülük etmek, yardım etmek düşüyor. Önümüzdeki 2 haftasonunda da nişanları olacak, yani ben nisan ortasına kadar yokum yine  :)

Can Vildan'ım sevdiceği, çiçeği, çikolatasıyla :)

Burada eşimle ben de dahil olduk fotoğrafa. Eeee kambersiz düğün olur mu? Öykü de hemen muzurluk peşinde :)

Aldım Vildanımın çiçeğini, sevdiğimle bir de ben poz vereyim dedim :)

Sercan'ıma Gözde'sini isterken... Bunlar da çiçek ve çikolatamız. Çok beğendim ikisini de, zaten ikisinde de emeğimiz fikrimiz var laf aramızda :)

Yine toplu aile fotoğrafımız..  

İkisini de o kadar çok seviyorum ki, kendi kardeşim gibi... Umarım bir ömür mutlu mesut yaşarlar...


İşte ben...

Fotoğrafım
İstanbul, Turkey
Benden merhaba.. 30 yaşlarında okumayı, gezmeyi, eğlenmeyi seven bir öğretmenim. Bir de 3,5 yaşında hayatımın Öykü'süne sahibim. Blogumda güzel vakit geçirmeniz dileğiyle...