9 Aralık 2012 Pazar

Öykü'mün ilk ev ödevi :))

İşte bana hatıra olabilecek en özel şeylerden biri... Blogumun en güzel özelliği, bi şeyleri unutmama fırsat vermiyor. 

Kızımın okula başladığını biliyorsunuz, hafta sonuna ödev vermişler. Biz de oturduk yaptık tabi ki zamanında:)) 3 tane ödevimiz vardı. Ödevleri hazırlarken ister inanın, ister inanmayın ağlayacaktım mutluluktan. Ciddiyetle bu işi yapması çok hoşuma gitti...

 Bundaki görevimiz eşleştirme, 1 adet olanları 1 sayısıyla eşleştirdik :))

Burada farklı olanı bulduk ve daire içine aldık... 

Bu en zor ödevimizdi ve pazar akşamı yapıldı :)) Altta bulunan yaprak neden mutlu söyleyelim ve çizelim. Bana desen ben bile çizemem :)) Ama Öykü'ye göre ağzı, burnu, gözü, kaşları, sapı ve dikenleri :)) olduğu için mutluymuş. Yukarıda da ona uygun çizdi şeklini :)) 

7 Aralık 2012 Cuma

Damla Çikolatalı Muffin - Öykü'mün elinden

Malum kızçem okula başladı, perşembe günleri sağlıklı sürpriz günleri. Yani ya kendi ellerinle bi şey hazırlayacaksın arkadaşlarınla beraber yemek için, ya da meyve, yemiş gibi şeyler götüreceksin. Daninolar, hazır meyve suları filan yasak yani...Ama hazırlanan şeyleri çocukla beraber hazırlamak da esas :))

Bu bizim Öyküminko'yla yaptığımız damla çikolatalı muffin :))


Çikolataların biraz yamuk yumuk serpilmiş olma 

sebebi, ayrıca muffin kalıpların bazılarının hafif bi 

yana kaymış olma sebebi tamamen Öykümdür:)) 

Onun da katkısı olsun deyince böyle bi şey oldu:))

Şimdiden afiyet olsun herkese :)





Malzemeler:
3 yumurta
1 su bardağı şekerden az fazla :))
1 büyük su bardağının yarısı ılık süt yarısı yağ (ılık süt=buzdolabından çıkarılmış, bi müddet dışarıda beklemiş)
Aldığı kadar un
Kakao
Kabartma tozu
Damla çikolata

Yapılışı: 
Yumurta ve şeker güzelce çırpılır. Üstüne süt ve yağ karışımı dökülerek biraz daha çırpılır. En son yavaş yavaş un eklenir, kakao ve kabartma tozu da ilave edilerek çırpma işlemi tamamlanır. Muffin kalıplarına döktükten sonra üstlerine damla çikolata serpilir...

6 Aralık 2012 Perşembe

22/11/63 - Stephen King

Uzun zamandır Stephen King'in kitaplarını okumuyordum. Hepsi buradada başka bir alışverişim esnasında gördüm bu kitabını ve hemen ısmarlamıştım. Elimde başka kitaplar olduğu için anca fırsat geldi bunu okumaya. Gerçi buna da kitap değil ansiklopedi desek daha iyi olur. Benim kitap okumayı hiç sevmeyen öğrencilerim 815 sayfalık kitabı elimde görünce, "hocam benim ömrüm yetmez bu kitabı bitirmeye" diye kendileriyle ilgili acı gerçeği ortaya koyuverdiler...

Neyse gelelim kitabımıza. Çok  sürükleyiciydi, tam Stephen King'in tarzına uygun. Gerilim türünde değil ama elinizden bırakmadan bitirmek isteyeceğiniz türden bir kitap.
Kitabın konusu şöyle : 2011 yılında yaşayan Jake Epping isimli öğretmen öğle yemeklerinde devamlı Al'ın yeri isimli yere takılıp karnını doyurmakta. Bir gün bu mekanın sahibi Jake'i okuldan arayarak dükkana gelmesini istiyor. Jake biraz zoraki olsa da gidiyor ve daha bir gün önce görmüş olduğu Al'ın haline inanamıyor. Kanser olmuş durumda ve çok zayıflamış, devamlı öksürüyor, nefes bile almakta zorluk çekiyor. Jake 1 günde bu değişimin nasıl gerçekleştiğine anlam veremiyor, ama Al kitabın da asıl konusu olan durumdan bahsediyor. Geçmişe yolculuk....

Geçmişe açılan bir delik var Al'ın dükkanının arkasında ve oraya adım attığı anda kendini bir anda 1958'te buluyor. Jake'e hastalandığım için ben beceremedim ama senin geçmişe gitmeni ve Kennedy'nin suikastını engellemeni istiyorum diyor. Gerisi kitapta...

Kitabın kapağında 23 Kasım'da Kennedy'nin suikastından sonra yayınlanan gazete manşeti yer alıyor. Arka kapağında ise Kennedy suikasttan kurtulsaydı olması muhtemel bir gazete manşeti. Çok hoşuma gitti kitabın kapakları bu şekilde...

                                     
Bu resimde görünen Kennedy suikastını gerçekleştiren Lee Oswald ve karısı Marina'yla kızı June. Kitabı okurken Oswald'ı aklımda esmer, kaslı, yapılı biri olarak canlandırmıştım, fotoğrafını görünce hayal kırıklığına uğradım :))

6o'lı yıllarda Amerika'da siyah - beyaz farkı çok barizmiş. Örneğin tuvaletler bile 3'e ayrılırmış. Kadınlar, erkekler ve zenciler diye. Bir kaç yerde de şöyle tanımlamalara rastladım, paylaşmak istedim. 

Zencilere farklı bir ten rengi ve farklı yetenekler vererek onları bugünkü konumlarına yerleştiren Tanrı'nın ta kendisi...  

Sence zenci öğrenciler okumaya yazmaya ve matematiğe doğuştan kendilerinden daha yetenekli olan beyaz öğrencilerle aynı okullara gitmek istiyorlar mı?

Velhasıl bana kalırsa bu kitap alınır , bir çırpıda okunur... Tabi bu tarz kitapları seviyorsanız...

5 Aralık 2012 Çarşamba

Bugünlerde Ben...

Bugünlerde ben biraz yorgunum, biraz mutsuz DUM. Ama geçti Allah'ın izniyle...

Pazartesi günü kuzenimin eşi doğum yaptı,  bebeğin plesantası aşağıda olduğu için tüm hamileliği boyunca problemler yaşamıştı, kanaması oldu, düşük tehlikesi atlattı. Pazartesi günü Çapa'da aldılar bebeği sezeryanla, ama Nazancığımızın kanaması oldu ve 2 gündür yoğun bakımda. 2 kere ameliyat oldu ve çok riskliydi. 2 gündür hastaneye gittik. 2. ameliyata almaları için kan değerlerinin belli bir seviyeye gelmesi gerekti, neyse ki bugün değerler normale döndü de ameliyatı gerçekleşti, doktorların dediğine göre ameliyat başarılı geçmiş, yarın yoğun bakımdan normal servise çıkaracaklarmış...

Hafta sonları açık lise kursuna gidiyorum, diğer vakitlerde de eşimin işyerine yardıma gidiyorum. Bana bi tek çarşambaları kalıyor dinlenmek için, dolayısıyla da yetmiyor. Eee bi de sabahın 5:30'unda kalkınca devamlı yorgun oluyorum :((

Bu arada kızçem okula başladı. Çok mutlu, musmutlu gidiyor okula. Gözüm de hiç arkada değil, insanın yavrusunu güvendiği  kişilere emanet etmesi gibisi yok. Yarın da okullarında "sağlıklı sürpriz günü". Evlerimizde kendi ellerimizle hazırladığımız yiyecekleri götürüyoruz okula. biz de Öykü'yle muffin yaptık, onun tarifi ve fotoğrafları da yarına...

Canım Sercan'ımın askerliğinin bitmesine 42 gün kaldı. Şu an Konya'dayız yani :) Bu da bizi çok mutlu ediyor...

Kızımın doğumgününe 1 ay bile kalmadı ve ben hiç bir plan yapmadım. Düşünecek vaktim yok galiba :))

Okul da pek bir yoğun geçiyor. Malum tam sınav zamanı. Sınav yap, oku, e-okula gir... Haftasonu bi de veli toplantımız var. Oyy yazarken yine yeniden yoruldum :))

Günün en mutlu haberlerinden biri de Kitap Kurdu Böjük'ün çekilişini kazanmışım. Çok çok çok çok mutlu oldum ama ben ya... Teşekkürler meslektaşım....

26 Kasım 2012 Pazartesi

Veda'ya veda :((

Ben hangi diziyi beğensem ya kalitesi bozuluyor bi kaç bölüm sonra. Ya da yayından kaldırılıyor. Yayından kaldırılmasını istediğiniz bi dizi varsa söylemeniz yeter, ben bi kaç bölüm izliyim hemen kaldırılır...

Ayşe Kulin'in "Veda" isimli eserini zaten okumuştum, dizisinin başlayacağını öğrenince de pek sevinmiştim, tabi ki sevincim kursağımda kaldı. Çünkü dizinin yayın saati 22:30'a alınmıştı. Sabah 5:30'ta kalkan biri olarak bu diziyi zamanında Tv'den izlemek pek mümkün olmadı. Ben de her haftasonu Kanal D'nin kendi sitesinden takip ettim... Az önce de 8. ve son bölümünü izleyerek Veda dizisini bitirdim.

Kurtuluş Savaşı dönemiyle ilgili herşeye aşık olduğum için diziyi de pek beğendim. Gerçi Aşk da vardı entrika da dizide, ama onlar da tuzu biberi olsun artık... Dizinin konusunu bilirsiniz İstanbul'un işgali sırasında bir konakta yaşananlar. Konak Son Osmanlı Maliye Nazırı Mehmet Reşat Bey'e ait. Gerçek hayatta da Ayşe Kulin'in büyük dedesi oluyor zaten Mehmet Reşat....

Dizideki İsmet karakterine ba-yıl-dım. Nasıl tatlı, nasıl sevimli, nasıl şeker bi kız o öyle...



Mehmet Reşat rolünde Mehmet Aslantuğ çok başarılı ve karizmatikti. Eşi Behice'yi de dizinin ilk bölümlerinde Jale Arıkan canlandırmış, ama sonrasında İclal Aydın oynamaya başladı. Bence pek de güzel oldu..
  

Dizinin diğer karakterleri Mehpare (Fahriye Evcen) ve Kemal'de pek uyumluydular. Normalde Fahriye Evcen'i pek sevmememe hatta itici bulmama rağmen bu dizide hoşuma gitti. 

Öyle böyle derken bu diziyi de bitirdik :( Yine Tv'de takip edebileceğim bi dizi kalmadı ...

İşte ben...

Fotoğrafım
İstanbul, Türkiye
Benden merhaba.. 30 yaşlarında okumayı, gezmeyi, eğlenmeyi seven bir öğretmenim. Bir de 3,5 yaşında hayatımın Öykü'süne sahibim. Blogumda güzel vakit geçirmeniz dileğiyle...